Masal Okulum
Bir zamanlar Muğla Teknoloji Koleji adında büyülü bir okul vardı. Bu okulda her gün farklı bir macera yaşanırdı. Ben de bu okulun en meraklı öğrencilerinden biriydim. Sabahları çantamı sırtıma takıp okula koşarken içim kıpır kıpır olurdu, çünkü her gün yeni bir şeyler öğrenmek için sabırsızlanırdım.
Okula geldiğimde, kapıda bizi her zaman güvenlik görevlisi Dilek Abla karşılardı. Dilek Abla’nın gözleri her zaman sevgiyle parlıyordu. “Hadi bakalım, harika bir gün seni bekliyor!” derdi. Onun bu sözleri, sabahları bana hep enerji verirdi.
Koridorlarda dolaşırken okulun neşesi sanki dört bir yandan yayılırdı. Zil çaldığında hemen sınıfa koşardım. Öğretmenimiz sınıfa girdiğinde gözlerimiz hep ona kilitlenirdi. Çünkü dersler sadece ders değil, birer macera gibiydi. O gün fen dersinde gökyüzündeki yıldızlar hakkında konuşuyorduk. Öğretmenimiz, “Yıldızlar uzak ama ışıkları bize ulaşır. Tıpkı sizin hayalleriniz gibi; çok uzak olsa da bir gün size mutlaka ulaşır,” dedi. Bu cümle, hepimizin hayallerine daha sıkı sarılmasını sağladı.
Tenefüs geldiğinde kantine koştuk. Kantin, okulun en güzel kokan yeriydi! Emine Abla bize sıcacık tostlar hazırlıyordu. “Bugün tostların yanında bir de bilgi ikramım var,” dedi gülerek. “Biliyor musunuz, domates tostta sadece lezzet katmaz; C vitamini deposudur ve sizi hastalıklardan korur!” dedi. Biz de tostlarımızı alıp “Teşekkürler Emine Abla!” diye seslendik.
Öğle arasında bahçeye çıktık. Arkadaşlarımla seksek oynarken birden yere bir yaprak düştü. Yaprakları toplarken dikkatimi çekti: Her yaprak birbirinden farklıydı. İşte o anda fen dersinde öğrendiğimiz şeyi hatırladım. Her yaprağın damar yapısı bile eşsizdi! Arkadaşlarıma, “Bakın! Hiçbir yaprak bir diğerine benzemez. Tıpkı bizim gibi!” dedim. Onlar da şaşırarak yaprakları incelemeye başladı.
Son dersimizde öğretmenimiz, sınıfın ortasına bir dünya haritası koydu. “Bugün dünya üzerinde yolculuk yapacağız,” dedi. Hepimiz merakla dinlemeye başladık. Asya’nın yüksek dağlarından Afrika’nın sıcak çöllerine kadar her yeri dolaştık. Öğretmenimiz bize, “Bilgi, sizi dünyanın her köşesine götürebilecek bir anahtardır,” dedi.
Gün bittiğinde çantamı sırtıma taktım ve okul kapısına doğru yürüdüm. Dilek Abla yine oradaydı. “Bugün neler öğrendin bakalım?” diye sordu. Gülerek, “Yaprakların eşsiz olduğunu, yıldızların hayaller gibi parladığını ve bilginin bizi dünyada her yere götürebileceğini öğrendim,” dedim. O da gülümseyip, “Harikasın, yarın daha fazlasını öğreneceksin!” dedi.
Eve doğru yürürken içim sıcacık bir mutlulukla doluydu. Muğla Teknoloji Koleji’nde geçen her gün bir masal gibiydi. Ve o masalın içinde olmak, beni her geçen gün daha güçlü ve bilgili yapıyordu.